Butemsilin biri Allah'ın dininde ilim sahibi kılınana delalet eder, böylesini Allah benimle göndermiş olduğu hidayetten yararlandırır; yani hem öğrenir, hem öğretir. Temsilden biri de, buna iltifat etmeyen Allah'ın benimle gönderdiği hidayeti hiç kabul etmeyen kimseye delalet eder". 73: Hz. Aişe (radıyallahu anha) şunu
Şuayet, Allah sevgisinin dahi bir bedelinin olduğunu ifade ediyor: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, beni izleyin ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın; zira Allah çok affedicidir, rahmet membaıdır." (3.31) Ayet şöyle yorumlanabilir: Allah'ı sevmenin bir
Merhabalar ben uzun süredir haber izlemiyorum daha doğrusu izleyemiyorum.Çünkü masum insanların acı çektiğine şahit olmak benim canımı çok acıtıyor..Hatta bunun için psikolojik destek bile aldım. Şu sıralar aklıma 'Allah kimseye taşıyamayacağı yükü vermez sözü geliyor.' Ama bu söz doğruysa
Ah! Cennetin kokusu!” diye mırıldandı; sonra dudakları titreyerek arkadaşı Sa’d bin Muâz’a, “o koku, biliyorum ki, Uhud’un yanında beni bekliyor” diyebildi. Bu sözler Enes’in sözleriydi, Nadr oğlu Enes’in. Uhud savaşının en şiddetli anlarıydı.
Allahhiç kimseye taşıyamayacağı bir yük yüklemez. Her kulun yaptığı iyilik de işlediği kötülük de kendisine aittir. Bilmeden veya unutarak işlenen hatalar bağışlanacaktır.
Senbilirsin ben acizim, bu 40 deste gül dermek olsa beceremem, kırk katıra bağlanıp gezdirilmeye hiç dayanamam, kırk satırla doğranmaya da asla katlanamam. Senin Lütfun gazabını geçmiştir. Ne olur beni bu imtihanlarla imtihan etme, sen geçir diye 100/100 samimiyetle yakarmak ve nazlanmak lazım. 71.
3u5VRg. ALLAH KİMSEYE KATLANAMAYACAĞI YÜKÜ YÜKLEMEZ Allah ın selam ve rahmeti tüm inananların ve insanların üzerine olsun..Ben yıllardır yurt dışındayım ilk kez tanık oluyorum raflarda bazı şeylerin yok oluşuna..Medya aracılığıyla insanları öyle paniğe iteklediler ki dünyanın her yerinde...TEMİZLİK İMANDANDIR temiz olan helal yenen güneş giren Allah a inanıp güvenen eve hastalık az bulaşır..İnançsızlık tüm adi huylar toplumları kasıp kavuruyor insanlar seyirci..Bunu yapmayın helal değil dense insanı linç edecekler nerdeyse..O tür davranışlar ne insan doğasına ne de ahlaka kavmi Nuh kavmi neden yerle bir oldu..Kula bela gelmez halk azmadıkça Hak bela yazmaz kul azmadıkça boşuna denmemiş..İlahi adalet er geç her daim tecelli eder..Allah a inanmayanlar görmüyoruz diye kader benzerlerine inanmayanlar panikle görünmeyen virüse inanıp korkudan panikleştiler hayret ettiğimse görünmeyen virüse inanıp ödleri patlarken alemi yaratan ALLAH A inanmadıklarını basbas bağırmaktalar....Allah ın emir ve yasaklarını indirdiği kitapları hiçe saymaktalar ALLAH AKIL FİKİR VERSİN ISLAH EYLESİN İNSANLARI..Aklı selim olup önce yeyip içtikleri ne kadar sağlıklı temiz ona kazançlarına baksınlar helal mi harammı ,sonra katkılarına NE YİYORLARSA ODURLAR..Sağlıklı beslenmek tıka basa yemek karnı doymadan mide dolmadan elhamdülillah diye şükredip masadan ayrılmaktır..Çoğu hastalıklar abur cubur fazla yemeklerden değil insana avcu içi kadar yani 300 gr et suyu sebze süt ürünleri balık,tahıl ürünleride fazla tüketmeden sağlıklı şeker tuz kadar yağlar fast food katkı maddeleri artmış olan ürünler evde sağlıklı yapılan ürünler kadar sağlıklı değil önemliyken bir ton boyayla süslenenler ev ve çevrelerinide temiz tutsalar inanın azalır bulaşıcı hastalıklar..Allah ölümden başka her derdin devasını mutlaka DARALMA SONUNDA FERAHLATIR YARATAN KULLARINI YETER Kİ ALLAH IN İPİNE SIKICA SARILIN SIĞINDIĞIMIZDA YALVARDIĞIMIZDA ALLAH OLSUN..Kula kul olmaktan vaz geçin gözyaşlarıyla samimice Allah a yavarıp yakaralım..Burada sağlık bakanlığı her gün dünya ve lokal bilgileri sunuyor..Malesef ilk belirdiğinde önlem alınmadığından dünya dolayında ölen kişi 5000 civarında..Garantinaya alınsalardı hasta olanlar hastalık belirince o yer sınırlarını tüm uçuşları iki hafta kadar kapatsalardı başladığı gibi biterdi..Yolculuk keyften kimse uzak değil..Allah yardımcısı olsun teşvik eder gibi ya da umursamaz haller artırır azaltmaz...Tedbir alınır sonucu yaratandan beklenir..İnananla inanmayan bünye paniklemedikçe bünyesi hali stres,depresyon birçok hastalığa davetiye çıkartmaz mıAllah kimsesi olmayanların hastaların tüm sabilerin insanların yar ve yardımcısıdır..Allah kimseye katlanamayacağı yükü imtihanı yüklemez..BULAŞICI GRİP BENZERİ DURUMLARDA EVDE KALIP İYİ BESLENİP DIŞARI GEREKMEDİKÇE ÇIKMADIKÇA BAŞKALARINA BULAŞMA DA OLMAZ..Kemik suyu hazırlayın,Tavuk suyu haşlayınn çorba yapın .Kelle bolca sebze meyve yoğurt keçi sütü yumurta sağlıklı beslenin inşaallah..Kemik suyuyla ve Tavuk suyu kelle paça işkembe tarhana bolca yoğurt bal zeytin inanın gripte çok etkili..Kivi meyvesi yaban mersini,ahu dudu,KARADUT bahçemizde var karadut var onu yazdan toplayıp diğer yaza dek içine üzüm,kuş üzümü tarçın karanfille kaynatıp mikserde geçirip meyve suyu gibi ben ne çocuklarım grip soğuk algınlığına,boğaz ağrısına ağızda oluşan hastalıklara tutulmuyoruz şükür..Kendiniz hazırlayabilirsiniz meyve sularını tazece içersiniz..Dışarıdan da alınır ama şeker ve katkıları çok fazla bazı yiyeceklere alerjiyide artırmakta sanıyorum katkı maddeleri..Allah a emanet olun..Allah ın selam ve rahmeti bereketi tüm insanların üzerine olsun..Allah yurdumuzu bizleri tüm soydaşarımızı,din kardeşlerimizi tüm insanlığı her türlü afatlardan korusun Allah a güvenin inanın temiz tutun kendinizi çevrenizi..Sidney den selamlar dua ile.*****Nigâr Bedirhan
Bazılarının yalanlarının ulaştığı yerlere, bizim hayallerimiz bile ulaşamıyor.. - Anonim Herkesin işine yaradığın kadar iyisin bu hayatta.. - Anonim Gidenin arkasından diz çökmeyin,cenaze namazında secdeye varılmaz.. - Anonim Oralarda benden yok, bir düşünsen anlarsın. Buralarda senden çok var, görsen şaşarsın.. - Anonim Çok yükseğe çıkamam, ben de yükseklik korkusu var ve kimseyi yarı yolda bırakamam, ben de “alçak”lık korkusu var.. - Oğuz Atay Ne düşler kurdum, düşe kalka ve sen hiçbirinde yoktun. Ne düştüğümde, ne de düşe kalktığımda.. - Serkan ÖzelBir gün gelir;baktığın gözlerin derinliklerinde bir enkaz korkma sakın, bu senin eserindir..- Anonim Hayata baktığın pencereden düşmen dileğiyle; hoşça kal.. - Anonim Sen söz ver, ağır gelirse ben tutarım.. - Anonim Her şeyi bilmene gerek yok, haddini bil yeter.. - Anonim Kardan adam olur, senden adam olmaz.. - Deniz Gök Bilirsin, uzun vadeli bir intihar teşebbüsüdür ölememek, ölmekten daha ağır değildir.. - Agathon Dışınızın güzelliği, içinizi mahvetmiş.. - Anonim Bırakıp gidenin de, gidip gelmeyenin de, canı cehenneme.. - Canan Tan Toprağın benden alacağı insan yok. Ben hepsini, yaşarken yüreğime gömdüm.. - Anonim Ölmüyorsun; öldüğünü sanıp, hayatın senden aldıklarını izliyorsun. Yaşıyorsun; yaşadığını sanıp, her gün biraz daha eksiliyorsun.. - Ahmet Demir Ömür kısadır dediler hep, gülmesini bilenler. Hayatta fazla mesaiye kalanlara sor; uykusuzluk mu zor, ölümsüzlük mü? - Umut Akbaş Sırtımda ağrısı dinmeyen bir dünya var benim.. - Anonim Değiştiğim doğrudur evet ama kabul edin ki, siz de beni bana bırakmadınız.. - Anonim Kahverengi gözlerine dalarken, kahperengi gülüşün yanılttı beni.. - Anonim Bana kalbimdesin deme! Bilirsin kalabalık yerleri sevmem.. - Anonim Sürekli benim çabamla yürüyecek bir şey yürümesede olur, hayat o kadar uzun değil.. - Anonim Farklıydık biz seninle. Benim sevdikçe sevesim, senin sevildikçe gidesin geliyordu.. - Özdemir Asaf Senden sonra hiçbir şeye karışmadım, kalabalığa bile.. - Emre KarataşSen kendime yaptığım en büyük saygısızlıksın..- Cemil Meriç Konu yara olunca, kapanmıyor.. - Serkan Özel Sor bakalım; açtığın yara, yerini sevmiş mi? - Anonim "Aşkım" diyecek ağzın değil, aşka sahip çıkacak yüreğin lazım.. - Anonim Zamanla alışıyor insan. Ben de alıştım, yok olan varlığına.. - AnonimBen hakkımı sana emanet ettim Allah'ım,sen hak edene helal et..- Anonim Kafana göre dön dünya, ne sen umurumdasın, ne de senin gibi dönenler.. - Anonim 'Senin için ölürüm' dedi. 'Benim için zaten öldün' dedim. Cesedini alıp gitti.. - Küçük İskender Oturur sana şerefi anlatırdım ama kaybettiği bir şeyi dinlemek ağır gelir insana.. - Küçük İskender Dön bak arkana. "Gitmez" dediğin kaç kişi yanında? - Tuncel Kurtiz Yürekleri daracık bazılarının. Ne sevgi sığıyor içine, ne de insanlık.. - Anonim Sen benim, tek gerçeğim olan gülüşümü ç/aldın. Söylesene şimdi, başkalarıyla attığın kahkahalar helal midir sana? - Anonim Elini açtığında duan olmalıydım, bedduan değil.. - Anonim Ağır yürüyorum diye kızıyorlar. Yüküm ağır, yüreğimde seni taşıyorum anlamıyorlar.. - Anonim Ve sen bugüne kadar yaşattıkların için sağ olsan da, bir daha asla sol'um olmayacaksın.. - Serkan Özel Yaşattıklarının Allah tarafından sorulacağı huzuru içerisindeyim.. - Anonim Uyumak zor, uyanmak kolay olacak. Sabahı iple çekeceksin. Ne geceler rahatlatacak seni, ne gündüzler. Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin.. - Anonim Sebep olduğun yaraları,iyileştirmeye gücün yetmez gelme.. - Anonim İçimden gidenler oldu, gidiyorlarda. Kâh bir düğün halayı, kâh bir cenaze alayı. Güle güle, öle öle gidiyorlar.. - Tolga Akpınar İnsanlar ikiye ayrılır; keşke ölmeseler ve keşke olmasalar.. - Anonim Desinler ki, küçücük kalbine dünya ağır geldi.. - AnonimHafif uyku ölüm sen beni neden ağır uykulara terk ettin? - Anonim Hiçbir şey yapmadan da yorulabiliyor insan, düşündükleri ağır geliyor mesela.. - Octavio Paz Bana hak etmediğim şeyleri yaşatan herkese, Allah hak ettiklerini yaşatsın.. - Anonim Seni senle yaşamak varken, Beni sensiz koyan o kalbine lanet olsun.. - Anonim Kiminle ölüyorsan öl ama benimle dirilmeyi aklından bile geçirme.. - Anonim Düştükçe kalkmayı öğrendim,kalktıkça Allah'tan başka kimsem olmadığını..- AnonimGiderken götürdüğün yaşama sevincim, hiç ağırlık yapmadı mı vicdan bavulunda? - Anonim Seni önceden hep abuk subuk sevmişler, benimki ağır geldi.. - Anonim Gözyaşlarımın sela'sı yok, kimin öldüğünü bilemezsin.. - Anonim Herkesin sol yanı acıyormuş! Benimde başımın üstü acıyor. Hak etmeyen bir sürü insanı, orada taşıdığımdan olsa gerek.. - AnonimHer zaman yanındayım diyenlerden, koleksiyonum var benim.. - Behzat Ç. Birbirinden habersiz iki yabancıydık. Birbirini unuttuğunu söyleyen iki yalancıyız şimdi.. - Anonim Senden sonra sevemediğim her insanın katili sensin.. - Behzat Ç. Her şeyinle seversin, tüm gücünle belki ama yine kaybedersin. Neden mi? Çünkü her 'seviyorum' diyeni, adam zannedersin.. - Bob Marley Diğerlerine benzemiyor yokluğun. Niye benzesin ki, hepsinden çok sevilmedin mi? - Ceyhun Yılmaz Beni düşürdün ama sana bağlılığım, ayakta kalmak meselesi değildi, hayatta kalmak meselesiydi.. - Mavirane Bir gün sen de seveceksin, seni sevmeyeni.. - Anonim Bir gün olur da benimle yaşamak istersen, ölüme terk ettiğin yerdeyim.. - Serkan Özel Öyle bir anda üzecekler ki seni, işte o zaman aklına ben geleceğim, yanına başkası.. - Bir gün,benden şikayet ettiğin ne varsa, özleyeceksin.. - Özdemir Asaf Herkes üzdüğü kadar üzülecekse, Allah sana uzun ömürler versin.. - Anonim Cenazesi önümden geçse, affetmeyeceğim insanlar var.. - Anonim Eğer bir gün bana dönecek olursan, eski günlerimi getir.. - Anonim Allah belamı veriyor, üzülme.. - Anonim Zormuş; her gün Allah'a emanet ettiğin insanı, artık Allah'a havale etmek.. - Anonim Özlediğim ölüler, gölgesini görmek istemediğim diriler var.. - Edebi Akım Mezarımız yan yana olsa, sen yine bana sırtını dönersin.. - Mavirane Bu sana ilk ve son vasiyetim; ben de kaybettiğin sevgiyi, mezarımda bulmaya çalışma.. - Allah kimseye taşıyamayacağı yükü sevgim sana ağır gelirdi.. - Anonim Artık üzülmemek için film bile izlemiyorum, ağır geliyor.. - Anonim Bize bir dünya verdiniz ama uğrunda yaşanılacak bir şey vermediniz.. - Anonim Ben öldükten sonra, mezarıma çiçek bırakmanızla ilgilenmiyorum. Ben yaşarken bahçelerimi yaktınız.. - Hiç kimseyi, yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum.. - Tezer Özlü Çok şükür, kötü hiçbir alışkanlığımız yok. Sevmeyi de bıraktık, güvenmeyi de.. - Anonim Hep sorardın ya, beni ne kadar seviyorsun diye? Benden sana geç kalmış bir cevap; hak etmediğin kadar.. - Anonim Hadi tanıştığımız güne geri dönelim ve tanışmayalım.. - Nejat İşler Biz, kaybetmekten korktuğumuz her şeyi özgür bıraktık.. - Anonim Cebinizdeki bollukla, şerefinizdeki yokluğu ödeyemezsiniz.. - AnonimÖlürsem onun şehrine gömün gelemedi, öldüğümde zorluk çekmesin..- AnonimBen ölünce, kalbimi ona da öğrensin sevmeyi..- AnonimBen bir daha sevmemeyi, en sevdiğimden öğrendim..- AnonimUğrunda ölmedim! Uğrunda ölünecek sandığım biri için yaşadım hep..- AnonimNasılsın'ın samimiyetsizliği ile,iyiyim'in sahtekarlığı arasında bir yerdeyim..- Ayşe AralHayal kırıklığımı anlatacak kadar küfür bilmiyorum..- Anonim"Ruh eşi'' diye ''ruh leşi'' bırakıyorlar..- AnonimEn korkunç kabuslarımı,binle çarptım ama bir sen etmedi..- AnonimSen anca benden güzelini bulursun, güzel seveni değil..- AnonimUzaktan görenler diyor ki duygusuz,duygusuz olduğum için mi gözlerim kaç zamandır uykusuz?- AnonimEn ağır yük insandır insana,kimi duygusuz bırakır seni,kimi de uykusuz..- Anonimİntihar köprüsü gibiyim bugünler de,gözümden de, gönlümden de, düşen düşene..- AnonimSen sevdiğin için sakın utanma,çünkü utanması gereken,sevildiğini bildiği halde,sevmesini bilmeyendir..- Anton ÇehovMezarlıktan farkım yok! İçimde ölen yüreğimde kaç sela okundu da,gidenin kırkı, kalanın gıkı çıkmadı..- AnonimGelişi kısa bir mezarlık ziyareti canıma okudu ve mi? İsmi lazım değil, kalleşin biri..- AnonimŞimdi kim girse kalbime,burada bir ceset var deyip geri çıkıyor..- AnonimBir şey söyle kayayı kaldırıp atacak bir şey söyle,nefes alabileceğim bir şey de bana..- İncir Reçeli Not yorumda kaynak belirtebilirsiniz! ⬇ Takipte Kalın ⬇
10-01-2011, 0758 AM 1 Senior Member Allah kimsƏyƏ qaldıra bilmƏyƏcƏyi yükü vermƏz ALLAH KİMSƏYƏ QALDIRA BİLMƏYƏCƏYİ YÜKÜ VERMƏZ Cahiliyyə cəmiyyətindəki insanların bir hissəsi, din əxlaqını tətbiqin özlərinə çətin gəldiyini və bu səbəblə dindənkənar bir həyat sürdüklərini iddia edərlər. Beləcə Allaha qarşı olan nankorluqlarını özlərincə qanuniləşdirməyi, günahlarını yüngülləşdirməyi ümid edərlər. Halbuki yalnız özlərini aldatmaqdadırlar. Çünki Allah, kimsəyə qaldıracağından daha ağır bir məsuliyyət yükləməz. Allah Bəqərə Surəsində belə buyurmaqdadır Allah hər kəsi yalnız qüvvəsi yetdiyi qədər yükləyər bir işə mükəlləf edər. Hər kəsin qazandığı yaxşı əməl də, pis əməl də özünə aiddir. Möminlər deyirlər “Ey Rəbbimiz, bəzi tapşırıqlarını unutduqda və ya yanıldıqda bizi cəzalandırma! Ey Rəbbimiz, bizdən əvvəlkiləri yüklədiyin kimi, bizi ağır yükləmə! Ey Rəbbimiz, gücümüz çatmayan şeyi bizə yükləyib daşıtdırma! Bizi əfv edib bağışla, bizə rəhm et! Sən bizim ixtiyar sahibimizsən mövlamızsan. Kafirlərə qələbə çalmaqda bizə kömək et!” Bəqərə Surəsi, 286 Bir başqa ayədə isə, Allahın bizə seçib bəyəndiyi dinin Hz. İbrahimin dini kimi asan olduğu ifadə edilər Ey möminlər! Allah yolunda layiqincə cihad edin. O Öz dini üçün sizi seçdi və dində sizin üçün heç bir çətinlik yeri qoymadı – atanız İbrahimin dini dinində olduğu kimi. Ey Muhəmməd ümməti! Allah bundan Quran nazil olmamışdan əvvəl də, bunda Quranda da sizə müsəlman adını verdi ki, qiyamət günü Peyğəmbər dinin təbliği, sizin ona iman gətirməyiniz, itaət etməyiniz barədə sizə, siz də əvvəlki peyğəmbərlərin Allahın hökmlərini öz ümmətlərinə çatdırdıqları halda insanlara şahid olasınız. Elə isə vaxtlı-vaxtında namaz qılın, zəkat verin və Allaha sığının. Allah sizin ixtiyar sahibinizdir. O nə yaxşı ixtiyar sahibi, necə də gözəl imdada yetəndir! Həcc Surəsi, 78 Həqiqət beləikən, insanın din əxlaqını tətbiqin çətin olduğunu, istədiyi halda bunu edə bilmədiyini iddia etməsi, şübhəsiz bir səmimiyyətsizlikdir. Bu iddiayla da adam heç kimi aldada bilməz; ancaq öz özünü aldatmış olar. harun yahya Quran Əxlaqı
İsrâ Suresi 15. AyetiFâtır Suresi 18. AyetiZümer Suresi 7. AyetiNecm Suresi 38. Ayeti Abdulbaki Gölpınarlı Kim doğru yolu bulursa ancak kendisi için bulmuştur ve kim doğru yoldan sapmışsa kendisini sapıtmıştır ve kimse, bir başkasının yükünü yüklenmez ve biz, peygamber göndermedikçe hiçbir topluluğu azaplandırmayız. Abdullah Aydın Kim doğru yolda giderse ancak kendi lehinde yola gitmiş, kim doğru yoldan sapmışsa ancak kendi aleyhine sapmıştır. Kimse kimsenin günahını yüklenmez. Biz, bir Peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz. Abdullah Parlıyan Kim doğru yolu bulursa, ancak kendisi için bulmuştur ve kim de doğru yoldan sapmışsa, kendisi sapmıştır ve kimse bir başkasının yükünü yüklenmez. Ve biz bir peygamber göndermedikçe, hiçbir topluluğa azap etmeyiz. Adem Uğur Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üslenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz. Ahmed Hulusi Kim hakikate ererse sadece kendinedir bu doğru yolu bulmuş oluşu; kim de saparsa hakikatten yalnızca kendi nefsi aleyhine sapmış olur! Hiç kimse, bir başkasının yaptığı yanlışların yükünü taşımaz! Biz bir Rasûl oluşturup bâ's edip onunla uyarmadıkça azap yaşatmayız!. . Ahmet Davudoğlu Kim doğru yolda giderse sırf kendi lehine gider. Kim de sapıklık ederse, ancak kendi aleyhine eder. Hiç bir suçlu başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, peygamber göndermedikçe kimseye azap edici değiliz. Ahmet Tekin Kim hidayeti tercih eder, İslâm’da sebat ederse, sadece kendi iyiliği, kurtuluşu için hak yola girmiş, İslâmî hayatı yaşamış olur. Kim de başına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşır, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ederse, yalnızca kendi felâketini hazırlamış, kendisi zarara, ziyana uğramış olur. Hiçbir günahkâr, günah yüklü, suçlu bir kişi, başkasının günahının suçunun cezasını çekmez. Biz, tebliğ ile görevli, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir Rasul göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz. Ahmet Varol Kim hidayete ererse kendi nefsi için hidayete erer. Kim de sapıtırsa yalnız kendi aleyhine sapıtır. Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü taşımaz. Biz peygamber göndermedikçe azap edecek değiliz. Ali Arslan Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendisi için seçmiş olur. Ali Bulaç Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar hiç bir topluma azab edecek değiliz. Ali Fikri Yavuz Kim doğru yolda giderse ancak kendisi için doğru yolda bulunur Sevab kendisinedir. Kim de sapıklık ederse, yalnız kendi aleyhine sapıklık eder cezasını çeker. Hiç bir günâhkâr da başkasının günahını taşımaz. Bir de biz, bir Peygamber göndermedikçe azab etmeyiz. Ali Ünal Kim doğru yolu seçerse ancak kendi lehine seçmiş olur; kim de sapar giderse, ancak kendi aleyhine olarak sapıp gitmiştir. Kimse bir başkasının suç ve günah yükünü çekmez ve onunla yargılanmaz. Biz, önceden uyarıcı olarak bir rasûl göndermeden günahları sebebiyle hiçbir kimseye ve hiçbir topluma azap etmeyiz. Arif Pamuk Kim doğru yolu bulup seçerse, onu ancak kendi lehine bulup seçmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir günahkar, diğer bir günahkarın günahını yüklenemez. Ve biz bir peygamber göndermedikçe azâb edici de değiliz. Bahaeddin Sağlam Kim doğru yolu bulursa, o kendisi için doğru yolu bulmuştur. Bayraktar Bayraklı Her kim doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Her kim de yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin suçunu taşıyacak değildir. Ayrıca, biz bir peygamber göndermedikçe azap etmeyiz. Bekir Sadak Kim dogru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmis ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmistir. Kimse kimsenin gunahini cekmez. Biz peygamber gondermedikce kimseye azabetmeyiz. Celal Yıldırım Kim doğru yolu bulup seçerse, onu ancak kendi lehine bulup seçer. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir günahkâr diğer bir günahkârın günahını yüklenmez. Ve biz bir peygamber göndermedikçe azâb ediciler de değiliz. Cemal Külünkoğlu Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa yine kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Biz, peygamber göndermedikçe hiç kimseye azap etmeyiz. Diyanet İşleri eski Kim doğru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmiş ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıştır. Kimse kimsenin günahını çekmez. Biz peygamber göndermedikçe kimseye azabetmeyiz. Diyanet Vakfi Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üstlenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz. Edip Yüksel Kim doğru yola gelirse kendisi için yola gelmiş bulunur. Kim saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç kimse başkasının yükünü çekmez. Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız. Elmalılı Hamdi Yazır Kim doğru giderse sırf kendi lehine gider, kim de sapıklık ederse ancak aleyhine eder ve hiç bir vizir çeken diğerinin vizrini çekmez, biz bir Resul göndericiye kadar ta'zib de etmeyiz Erhan Aktaş Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü Ve Biz, bir rasul göndermedikçe azap edecek değiliz. 1- Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecek, her kim zerre miktarı bir şer işlerse onu görecek. 99/Zilzal, 7-8 Gültekin Onan Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar hiç bir topluma azab edecek değiliz. Hakkı Yılmaz Kim, kılavuzlanan doğru yolu bulursa, sırf kendi iyiliği için kılavuzlanan doğru yolu bulmuştur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı başkasının yükünü çekmez. Ve Biz, bir peygamber göndermedikçe, azap ediciler olmadık. Harun Yıldırım Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üslenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz. Hasan Basri Çantay Kim doğru yolu bulursa, o doğru yolu ancak kendi fâidesine bulmuş olur. Kim de sapıklık ederse o da yalınız kendi aleyhine sapmış olur. Hiç bir günahkâr başkasının günâh yükünü yüklenmez. Biz bir resul gönderinceye kadar hiç bir kimseye ve kavme azâb ediciler değiliz. Hasan Tahsin Feyizli Kim doğru yola gelirse, ancak kendisi için doğru yola gelmiştir. Hayrat Neşriyat Kim hidâyete ererse, artık ancak kendisi için hidâyete ermiş olur. Kim de dalâlete düşerse, o takdirde ancak kendi aleyhine dalâlete düşmüş olur. Hem hiçbir günahkâr, başkasının günâhını yüklenmez. Biz bir peygamber göndermedikçe kimseye azâb ediciler değiliz. Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay Kim doğru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmiştir. Hüseyin Kaleli “Kim hidâyete erdi ise, ancak kendisi için hidâyete erer. Kim de sapıttı ise, yine ancak kendi aleyhine sapıtır. Bir günahkar da başkasının günahını taşımaz. Bir peygamber göndermedikçe de azap edenler değiliz.” İbni Kesir Kim, hidayete ererse; kendi nefsi için hidayete ermiş olur. Kim de dalalete düşerse; kendi nefsi aleyhine dalalete düşmüş olur. Hiç kimse başkasının yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azab ediciler değiliz. İskender Evrenosoğlu Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için nefsini tezkiye ettiği için hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan günahı yüklenen bir kimse, bir başkasının yükünü günahını yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık. İsmail Mutlu, Şaban Döğen Doğru yolda giden kendi lehine bir yol bulmuştur. Doğru yoldan sapanda kendi aleyhinde sapmıştır. Hiçbir günahkar başkalarının günahını yüklenmez. Peygamber göndermedikçe de Biz kimseye azap edici değiliz. Kadri Çelik Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber gönderinceye kadar hiç bir topluma azap edecek değiliz. Mehmet Ali Eroğlu Aleyh de, leyh de kişinin kendindendir. Kim ki, gerçek doğru yolu bulan, İşte kendi nefsi için hidayete erer. Kim de doğru yoldan sapmışsa eğer, Sapar kendi aleyhine. Hiç bir kimse, başkasının günahını yüklenmemektedir Resullerden birini göndermedikçe, hiçbir topluluğa azap edecek değilizdir. Mehmet Okuyan Kim doğru yola gelirse, sadece kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir günah yüklüsü, başkasının günah yükünü yüklenemez. Biz bir elçi gönderinceye kadar kimseye azap ediciler değiliz. Muhammed Celal Şems Kim hidayete ererse, ancak kendisi için hidayeti bulmuş olur. Kim doğru yoldan saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur. Yük taşıyan bir can, başkasının yükünü taşımayacaktır. Biz bir peygamber göndermedikçe, insanlara asla azap vermeyiz. Muhammed Esed Her kim ki doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Ve her kim ki yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin yükünü taşıyacak değildir. Ayrıca, Biz, kendilerine bir elçi göndermeden yaptığı haksızlıklardan ötürü hiçbir topluma azap etmeyiz. Mustafa Çevik Her kim Allah’ın daveti olan hayat nizamını seçer de, onu yaşamak uğrunda elinden gelen çabayı gösterirse, bunu kendi iyiliği için yapmış olur. Kim de Allah’ın davetinden yüz çevirirse kendisine en büyük kötülüğü yapmış olur. Hiç kimse bir başkasının günah yükünü çekecek, cezasını ortadan kaldıracak değildir. Allah, peygamber göndermedikçe de bir topluma azap etmez. Mustafa İslamoğlu Kim doğru yola yönelirse, iyi bilsin ki o sadece kendisi lehine yönelmiş olacaktır; kim de saparsa, unutmasın ki o da yalnızca kendi aleyhine sapmış olacaktır zira hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu taşımaz; üstelik Biz, bir elçi gönderinceye kadar asla bir toplumu azaba sürüklememişizdir. Nedim Yılmaz Kim doğru yola girerse sadece kendisi için doğru yola girmiş olur. Kim de yoldan saparsa sadece kendi aleyhine yoldan sapmış olur. Hiçbir günahkâr diğerinin günahını yüklenmez. Biz bir peygamber göndermedikçe asla azap etmeyiz. Ömer Nasuhi Bilmen Kim doğru yola giderse ancak kendisi için doğru yola gitmiş olur ve her kim sapıtırsa ancak kendi aleyhine olarak sapıtmış bulunur. Ve bir günahkar kimse başkasının günahını yüklenmez ve Biz bir resûl gönderinceye kadar azap ediciler olmadık. Ömer Öngüt Kim yola gelirse kendi iyiliği için yola gelmiş olur. Kim de doğruluktan saparsa kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz. Ömer Rıza Doğrul Her kim doğru yolu bulursa kendi öz canı için doğrulmuş olur. Her kim saparsa, gene kendi öz canının zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr bir başkasının yükünü taşıyamaz. Biz peygamber göndermedikçe hiçbir kavmi azaba uğratmayız. Şaban Piriş Doğru yola giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiç bir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, elçi göndermedikçe azap etmeyiz. Sadık Türkmen KİM doğru yola gelirse, ancak kendisi için doğru yola gelmiş olur! Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapıtmış olur. Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü taşımaz! Ve Biz, bir elçi göndermedikçe azap ediciler değiliz! Seyyid Kutub Kim doğru yolu izlerse kendisi için izler. Kim doğru yoldan saparsa kendi zararına sapıtmış olur. Hiç kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz. Bir peygamber göndermedikçe hiç kimseyi azaba çarptırmayız. Suat Yıldırım Kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiş olur; kim de doğru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmış olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Biz peygamber göndermediğimiz hiçbir halkı cezalandırmayız. Süleyman Ateş Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günâhkâr, başkasının günâh yükünü taşımaz. Biz elçi göndermedikçe azâb edecek değiliz. Süleymaniye Vakfı Kim yola gelirse kendi yararına gelir, kim de yoldan çıkarsa kendi zararına çıkar. Kimse kimsenin yükünü çekmez. Biz Biz bir elçi/bir kitap göndermeden azap etmeyiz. Talat Koçyiğit Kim Hak yola girerse, kendisi için girmiş olur. Tefhim-ul Kuran Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber gönderinceye kadar hiç bir topluma azab edecek değiliz. Ümit Şimşek Doğru yolu bulan, kendisi için bulmuştur. Yoldan sapan da kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Ve Biz peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz. Yaşar Nuri Öztürk Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Ve biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz.
Cahiliye toplumundaki insanların bir bölümü, din ahlakını uygulamanın kendilerine zor geldiğini ve bu nedenle din ahlakına uygun olmayan bir hayat sürdüklerini iddia ederler. Böylece Allah'a karşı olan nankörlüklerini kendilerince meşrulaştırmayı, suçlarını hafifletmeyi umarlar. Oysa yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar. Çünkü Allah, kimseye kaldıracağından daha ağır bir sorumluluk yüklemez. Allah Bakara Suresi'nde şöyle buyurmaktadır Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir..." Bakara Suresi, 286 Bir başka ayette ise, Allah'ın bize seçip beğendiği dinin Hz. İbrahim as'ın dini gibi kolay olduğu ifade edilir Allah adına gerektiği gibi cehd edin çaba harcayın. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dininde olduğu gibi. O Allah bundan daha önce de, bunda Kur'an'da da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahit olsun, siz de insanlar üzerine şahitler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı. Hac Suresi, 78 Gerçek böyleyken, insanın din ahlakını uygulamanın zor olduğunu, istediği halde bunu yapamadığını iddia etmesi, kuşkusuz bir samimiyetsizliktir. Bu iddiayla da kişi hiç kimseyi kandıramaz; ancak kendi kendini aldatmış olur. İNKARCILARA SEVGİ DUYMAMA İnsanın Kuran ahlakını hakkıyla yaşayabilmesi için, cahiliye toplumunun tüm ön yargılarından, batıl inanışlarından ve değer yargılarından tamamen kopması gerekmektedir. Terk edilmesi gereken kavramların başında da, cahiliyenin batıl sevgi anlayışı gelir. Cahiliyede sevgi menfaat üzerine kuruludur. Bu batıl sistemde bir insan bir diğer insanı kendisine menfaat sağladığı, kendisine baktığı ya da en azından iyi davrandığı için sever. Sevginin bir diğer ölçüsü ise kan bağıdır; insanlar kendi ailelerinden, sülalelerinden, "aşiret"lerinden hatta kimi zaman milletlerinden olan başka insanları sırf aralarındaki kan bağı nedeniyle severler. Oysa mümin için sevginin kıstası bunlar değildir. Çünkü o, herşeyden fazla olarak Allah'ı sevmektedir. Bu, Kuran'da şöyle açıklanır İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar bunları, Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür... Bakara Suresi, 165 Allah'ı herşeyden çok seven mümin, diğer insanları da Allah'a olan yakınlıklarına göre sever ya da Allah'a olan nankörlüklerine göre onlardan uzaklaşır. Allah'a nankörlük eden, O'nun dinine düşman olan insanlar kendisine çok yakın olsalar da hiçbir şey değişmez. Kuran'da müminlerin bu vasfı şöyle anlatılır Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim topluluk bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi ve dostluk bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri soyları olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, Allah kalplerine imanı yazmış ve onları Kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah umutlarını gerçekleştirip kurtuluş bulanların ta kendileridir. Mücadele Suresi, 22 İnkarcılara karşı az da olsa sevgi beslemek ise, Allah'ın rızasına aykırı bir harekettir ve asla mümine yakışmaz. Kuran'da, bu konuda müminler şu şekilde uyarılmaktadırlar Ey iman edenler, Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah'a inanmanızdan dolayı elçiyi de, sizi de yurtlarınızdan sürüp-çıkarmışlardır. Eğer siz, Benim yolumda cehd etmek çaba harcamak ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız nasıl onlara karşı hâlâ sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp-sapmış olur. Mümtehine Suresi, 1 Hz. İbrahim as ve kavminin tavrı, tüm müminler için mükemmel bir örnektir İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki "Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi artık tanımayıp-inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir..." Mümtehine Suresi, 4 HİÇBİR ŞEYİ ALLAH'TAN, ELÇİSİNDEN VE FİKRİ MÜCADELEDEN ÜSTÜN GÖRMEMEK Müminin yükümlülüğü, tüm yaşamı boyunca Allah'a kulluk etmektir. Allah'a kulluk etmek dışında başka herhangi bir mantık üzerine kurulmuş olan bir hayat, Allah'ı inkar etmek ya da O'na ortak koşmak anlamına gelir ki bu davranışın sonu cehennem olabilir. Bir başka deyişle, dünya yaşamının tümü, mümin için bir araç olmalıdır. Hayatın her parçasını, Allah'a yakınlaşmak ve din ahlakını yaşamak için bir vesile olarak görmelidir. Eğer araç amaç haline gelirse, ki inkarcıların yaptığı budur, bu durum kişinin hem dünyada hem de ahirette büyük acılar yaşamasına vesile olur. Kulluk etmekten başka bir amaç için yaşamayan mümin, dünyadan çoktan vazgeçmiştir. Allah, bu durumu şöyle açıklar Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. Tevbe Suresi, 111 Müminler mallarını ve canlarını Allah'a adamışlardır. Dolayısıyla, malları ya da canları üzerinde herhangi bir tasarrufları olamaz. Allah neyi emrederse, onu şevkle yaparlar. Allah bir nimet verirse, onu kullanır ve Rabbimize şükrederler. Böyle bir mümin, hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz ve dünya üzerindeki hiçbir şey de onu fikren mücadeleden alıkoyup oyalayamaz. Allah'ın emrini yerine getirmek için dünyada sahip olduğu herşeyi geride bırakıp bir anda kendisini ölüm tehlikesinin içine atabilir. Aksi bir tavır ise, insanın malını ve canını satmadığını, hala onları sahiplendiğini gösterir ki, sonu hüsrandır. Allah şu hükmü verir De ki "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulü'nden ve O'nun yolunda cehd etmekten çaba harcamaktan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. Tevbe Suresi, 24 Bu iman ve bu bilinç Peygamber Efendimiz sav'e tabi olan sahabelerde o kadar güçlüydü ki, Peygamberimiz sav ile birlikte savaşa gitmekten çekinmek bir yana dursun, Peygamberimiz sav'in yanında savaşa gidebilmek için her yolu deneyen, gitmek imkanı olmadığında ise üzüntüsünden ağlayanlar vardı. Allah, bu salih müminlerle mücadeleden kaçan kişiler arasındaki farkı şöyle haber verir Allah'a ve elçisine karşı 'içten bağlı kalıp hayra çağıranlar' oldukları sürece, güçsüz-zayıflara, hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara bir sorumluluk günah yoktur. İyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. Bir de savaşa katılabilecekleri bir bineğe bindirmen için sana her gelişlerinde "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de sorumluluk yoktur. Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde savaşa çıkmamak için senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler. Tevbe Suresi, 91-93 “MEHDİYET'İ VİCDANEN FARK EDEN KİŞİ, BOŞ İŞLERDEN YÜZ ÇEVİRİP, BU HAREKETE YARDIMCI OLUR” ADNAN OKTAR Vicdanın sesini dinlemek farzdır. İnsanlar bunu yanlış biliyorlar. Yani farzlar sadece şarap içmemek, kumar oynamamak gibi değil. Halbuki bak vicdanının sesini dinlememek de haramdır. Vicdanının sesini dinlemek de farzdır. Mesela Mehdi as olduğuna dair, Mehdiyet hareketi olduğuna dair bir kanaati gelirse bir insanın orada Kuran’a uyma mevzubahis olduğu için o harekete uymak farzdır. Farz olur çünkü Allah’ın dinini tebliğ ediyorlar, İslam ahlakını yayıyorlar. Kuran’ı yayıyorlar, gece-gündüz gayret ediyorlar. Böyle bir topluluk var. Sen ne yapıyorsun? Yan gelip yatmışsın. İşte nişanlısının gönlünü almak için gidip ona pırlanta yüzük almakla meşgul oluyor. Gidiyor evine eşya düzmekle ilgileniyor. Evin eşyalarını beğenmiyor. Onları yeniden değiştirmeye kalkıyor, değil mi? Yaz tatilinde nereye gideceğini ayarlıyor. Yazlıktaki evin konumunun daha iyi olması için neler yapılabilir onunla uğraşıyor. Bakıyor ki, oradaki hareket çok ciddi olarak İslam ahlakına, Kuran’a hizmet için gayret ediyor. İnsan vicdanen ne der? “Ben boş işle uğraşıyorum. Allah’ın rızası için samimi olarak hizmet eden bu insanlara iltihak edeyim veyahut yardımcı olayım” veya “onlar gibi olayım” gibi karar vermesi gerekir vicdanen. Geçenlerde de bunu söyledim yani bazı insanlar sadece belirli farzlar vardır onu yaparım zannediyor. Halbuki vicdanın her emrine uymak farzdır ve karşılığı da cehennemdir yapılmamasında. Bir insan ömrü boyunca vicdanı ile mücadele ettiyse, vicdanının emrettiğinin tersini yaptıysa harama girmiş olur ve bu cehennem ahlakıdır. Cehennem ehlinin ahlakıdır. İnsanın vicdanın emrini yerine getirmesi lazım. Mesela bir kedi yavrusu orada ciyak ciyak bağırıyor, hayvanın ayağı sıkışmış. Adam beni ilgilendirmez, bu Kuran’da yazmıyor diyemez. Bu haram olur, oradan onu çıkartması farzdır. O hayvan acı çekiyor orada. Anlatabildim mi? Veyahut mesela adam diyor ki, “ölmek üzereyim açlıktan” diyor. “Bana yarım dilim ekmek verin” diyor. Farz verilmesi o ekmeğin. Yani bana ne diyemez adam. Yahut hani diyorlar ya başka kapıya, diyemezsin sen. Adam seni görmüş, sen o anda sorumlusun. Ölüyorum diyor adam çünkü. Ama keyfi istese ayrı mesele. Anlatabildim mi? Mesela bak geçenlerde de örnek verdim. Trafik kazası mesela, bir yerlerde vurmuş araba, düşmüş adam can çekişiyor. Orada onu gören herkesin o kişiye yardım etmesi farzdır. Aksi haramdır, cinayet gibi bir şey olur o, hükmü. Ölüyor adam yani sen kurtarsan kurtulacak o insan değil mi? İşte Mehdiyet de öyledir. Mehdiyet’in ilan edilmesine gerek yok. İnsan onu anlar zaten vicdanen. Mesela Mesih as da, Hz. Mesih as’ı da talebeleri imanın nuruyla anlayacaklar, vicdanıyla anlayacak. Vicdani kanaatle ona yardımcı oluyorlar. Mehdi as’ın talebeleri de vicdani kanaatle onun Mehdi as olduğunu anlıyorlar. Yani vicdanının sesini dinlediği için. O 313 kişi böyle rastgele Mehdi as’a uymuş değil. Vicdanın sesini dinlemenin farz olduğunu bildikleri için Mehdi as’a uyuyorlar. Hz. İsa 1400 tane talebesi rastgele, böyle bir insan var biz buna yardım edelim demiyor ki. Vicdanının sesini dinliyor. Farz olan vicdanın sesini dinliyor ve gereğini yapıyor. Çok risklidir Hz. İsa as’ın talebesi olmak. Çok zordur. Çok meşakkatlidir. Yani, onlar da uykusuzluk çekecek, çile çekecek, acılar çekecekler, tehdit görecekler, kimi şehit edilecek. Zordur Hz. İsa as’ın talebesi olmak da. Sayın Adnan Oktar’ın 4 Mart 2010 tarihli röportajından GEVŞEMEME, ÜZÜLMEME, HÜZNE KAPILMAMA Mümin, Allah yolunda fikren ve ilmen uzun ve zorlu bir mücadele yürütür. Karşısında çoğu kez kendisinden teknik olarak daha güçlü, daha kalabalık görünen kişiler vardır. Ancak bu kalabalığın ve kurdukları tuzakların, müminler için hiçbir önemi yoktur. Çünkü salih müminler, Allah'ın korumasında olan mübarek insanlardır. Ve koşullar ne olursa olsun muhakkak üstün gelirler. Müminlerin muhakkak üstün gelmelerinin sırlarından biri, asla gevşemeden, şevk ve heyecanla fikri mücadelelerini sürdürmeleridir. İnkarcılar ise böyle olamazlar; dünyaya olan bağlılıkları, korkuları, zaafları, inançsızlıkları nedeniyle, bir zorluk karşısında hemen moralleri bozulur ve gevşerler. Müminler ise Allah'ın ayetlerinde bildirdiği üzere kesin galip olacaklarını bilmenin verdiği şevkle ve Allah'ın kalplerini sağlamlaştırması sayesinde, gevşekliğe kapılmazlar. Kuran'da, iman edenlerin bu vasfı şöyle anlatılır Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani bilginler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden güçlük ve mihnetden dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. Al-i İmran Suresi, 146 Ancak üstteki ayetten de anlaşıldığı gibi, müminlerin de gevşekliğe kapılmamak, fikri mücadele azmini ayakta tutmak için Allah'a dua etmeleri gerekmektedir. Çünkü nefis, insanı gevşekliğe sürüklemeye çok eğilimlidir. Şeytan da bir yandan sürekli fısıldadığı vesveselerle aynı amaç için çalışır. Mümin topluluğunun arasına girmiş olan ikiyüzlü münafıklar da, uygun ortam bulduklarında, aynı telkinlerde bulunurlar. Örneğin savaş sırasında Peygamberimiz sav'in ashabına "... Ey Yesrib Medine halkı, artık sizin için burada kalacak yer yok, şu halde dönün..." Azhab Suresi, 13 diyenler gibi, ümitsizlik ve bozgun yaratmaya çalışırlar. Allah da tüm bu olumsuz etkenlere karşı müminleri uyarır "Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın vaadi haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe veya gevşekliğe sürüklemesinler." Rum Suresi, 60 Mümin, Kuran ayetlerini ve Peygamberimiz sav'in ahlakını ve hayatını ölçü alır, yalnızca kendinden sorumlu olduğunu bilir ve başkalarının zayıf davranması onu etkilemez. Karşı tarafın gücü de onu hiçbir şekilde yıldırmaz. Tüm yaşamı Allah içindir ve dolayısıyla sonuna kadar da Allah rızası için ibadet etmeyi sürdürür. Allah ayetlerinde şöyle hükmetmektedir Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer gerçekten iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. Al-i İmran Suresi, 139 Düşmanınız olan Topluluğu aramakta gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da, sizin acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz, onların umud etmediklerini Allah'tan umuyorsunuz. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Nisa Suresi, 104 “ÜZÜNTÜNÜN TAMAMI HARAMDIR” ADNAN OKTAR Üzüntünün tamamı haramdır. Yani bütün üzüntü çeşitlerinin tamamı haramdır. Çünkü üzüntü, haşa Allah’a isyandır. Çünkü bir şey meydana gelmiş, adam üzülüyor. Şer görünse de, mutlaka hayır vardır. Mutlaka hayır vardır. “Üzülmeyin, gevşemeyin”, şeytandan Allah’a sığınırım, “inanıyorsanız güçlü olan sizsiniz, galip olan sizsiniz” diyor Allah. Mehdiyet’e de bakan bir ayettir bu. Bu muhkem ayet. Allah haram kılmıştır üzülmeyi. Müslüman üzülmez. İmanı zayıfsa, yahut inanmıyorsa üzülür. Çünkü onu kendi yaptı sanır. Dünyaya aşıktır o, dünyevi bir olay onu çok sarsar... Sayın Adnan Oktar’ın canlı sohbeti, 4 Mart 2010
allah kimseye taşıyamayacağı yükü vermez ayeti